Yalnızlığın Hangi Tarafındayım Bilinmez

29/9/2009 | Kategori : Ask-Sevgi

En çok da yabancıyım kendime.Saklandıkça yaşadığım yalanlardan...


Gözümü her açtığımda hissettiğim korku; avuçlarıma damlayan bir
hayal kırıklığı, bir acı oldu...


Nasıl yürüdüm, ne zaman geldim ben bu yalnızlığa?...
Daha kapıyı bile çalmamıştım, ne çabuk açtın... Müsadenle yüreğimi aramaya geldim, kendi kimliğimde yitirdiğim yalnızlığımda...


Doğuştan mı yalnızım, yoksa yalnızlığım da mı doğdum? Ne zaman geldim unuttuğum bu zaman kavramından, bu bomboş kalabalıklardan sıyrılıp... Beni buraya getiren hayallerim, umutlarım, göz yaşlarım, hayal kırıklıklarım ve yıkımlarım....biliyorsun...


Eğer gelmeseydim kalacaktım enkazın altında. Kusura bakma rahatsız ettim seni yalnızlığım. Eğer yalnız değilsen ben gideyim...Ama ben ne zaman gelsem sen yalnızsın...Yok hayır biliyorum, uzun zamandır buradayım. Her gitmek istediğimde senden, aslında hiç gidemediğimi anladım sana dönüşlerimde... Sanki bir kördüğüm oldun boğazıma düğümlenen...


Madem geldim anlatayım izninle...


Bir hayal kapısında doğdum.Yalan insanların adına sevgi dedikleri ve iki dudak arasında tükettikleri yaşamda buldum kendimi...
Neye uğradığımı anlamamıştım daha. Taptım, inandım, güvendim sadece iki dudak arasında dökülen cümlelere, harcanan yüreğimin eridiğini göre göre. Göz göre göre... Aslında gözüm kör olmuştu, kulağım duyardı sadece.
Bense yüreğimde yanan ateşin kor olmasını seyrettim ve kendi küllerimden yeniden doğmaya çalıştıkça, bir tokat daha yedim yalan hayattan. Öleceğimi bile bile, göre göre, göz göre göre, kör olduğumu bile bile...
Şimdi anlıyorum, çok iyi anlıyorum, ama neye yarar; kör olmuş gözlerim, yüreğimi arar olmuşum yalnızlığımda...


Ve yine ve şimdi yüreğimde yanan ateşin adına hayal koydum.
Çünkü sevgi sadece dudaklardaki cümlelerde yaşanan yalan olmuş...


Ne umut, ne sevgi cümlelerde anlam bulamazdı yüreğimdeki kadar...
Ama su gibi akan zaman, bir nehir oldu şimdi gözlerimde, gittikçe
uçuruma akan. Her geçen gün yaşadığım yaşanmamışlıkları, yalanları
tokat gibi vursan da yinede yanındayım yalnızlığım,


Yüreğimdeki mavi için...


Umutlarımı aramaya geldim, hayallerimi, yüreğimi aramaya geldim...
Nasıl yürüdüm ne zaman geldim ben bu yalnızlığa...?

Kalıcı Bağlantı | Yorum (yok) | http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş Yorum yaz

İmkansızdı, sevdim.. / NighT_marE

6/9/2009 | Kategori : Ask-Sevgi

İmkansızdı sevdim;
Ruhumu gökyüzüne verdim, kalbimi ellerine..
Acılarımı bıraktım, aklımda kalanları azad ettim.
Sevdim, sevmeyi öğrendim.
Sevilmedim, üzülmeyi öğrendim.
Seninle, aşkı öğrendim.
Bir dilek diledim, öznesi sen.
Ve bir masal anlattım, kahramanı ben...
Hayatımı değiştirdim, sebebi sen.
Bir savaştaydım, kurbanı ben..
Seni yaşayamadan özledim,
Umutlarımı büyüttüm besledim..
İmkansızdı, sevdim!


Kalıcı Bağlantı | Yorum (yok) | http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş Yorum yaz

Tahir iLe Zühre

4/4/2009 | Kategori : Ask-Sevgi

TAHİR İLE ZÜHRE

Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da,
Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Bütün iş Tahir'le Zühre olabilmekte,
Yani yürekte..



Meselâ bir barikatta dövüşerek,
Meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken,
Meselâ denerken damarlarında bir serumu,
Ölmek ayıp olur mu?



Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da,
Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.



Seversin dünyayı doludizgin,
Ama o bunun farkında değildir.
Ayrılmak istemezsin dünyadan
Ama o senden ayrılacak.
Yani sen elmayı seviyorsun diye
Elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık,
Yahut hiç sevmeseydi,
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?



Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da,
Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil...

Nazım Hikmet Ran ( 1902 - 1963 )

Kaynak:forumel.biz

Kalıcı Bağlantı | Yorum (1) | http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş Yorum yaz

Seveceksem böyle sevmeliyim

3/4/2009 | Kategori : Ask-Sevgi



Bir gece dilim tutulmalı ay gökteyken, girdabına düşmeliyim yalnızlığın.

İhanetin adını bilmemeliyim ya da uğramamalı yalanlar beynime.
Zindandan mektuplar yazmalıyım.
Penceremde bir karanfil solmalı, içimde tebessümler...
Bir yakın iklim olmalısın bana.
Ah ederken, gün görmemiş bir yıldız kaymalı.
SEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM YAŞAYACAKSAM BÖYLE...

Başucumda kara bir kitap bulunmalı her sayfaya adımı yazmalıyım.
Hayallerim gökte yıldızlaşırken, lanet etmeliyim şansıma, tutunamayışıma.
Aklıma geldiğin anlardaki kahroluşuma.
SEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM, KAHROLACAKSAM BÖYLE...

Bir başkası dediğinde dik olmalıyım ya da yabancı birisi, senin için içimin kan revanını görmemelisin.
Fırtınalar koparken içimde, dudaklarım süt liman olmalı.
Bilmemelisin yüreğimin ezikliğini.
Sevgimi darağacına asarken, ellerim titrememeli.
SEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM, KAYBEDECEKSEM BÖYLE...

Git dersen gitmeliyim, yalandan da olsa görmemelisin beni arkanda.
Hep köşebaşlarından bakmalıyım sana.
Her gün hayalin geçmeli kapımın önünden.
Sana benzeyenleri sen sanmalıyım.
Seveceksem böyle sevmeliyim, kanacaksam böyle...

Veda edeceksem böyle etmeliyim.
Yanında bir yanını da götürerek, sessizce ayrılmalıyım bu diyardan.
Ben meçhule karışırken, sen kırmızı bir gül bulmalısın...(?)
Ecel başucuma dayanırken kimse bilmemeli...
Seher vakti kapım çalınmalı, sen uykudayken, alem uykudayken, düşlerim, ümitlerim, hepsi uykudayken...
Ümidimi ismine gömmeliyim!
Gözlerim boşluğa bakarken, hafiften bir yağmur yağmalı.
SEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM, ÖLECEKSEM BÖYLE!

Kaynak:ForumEl.biz

Kalıcı Bağlantı | Yorum (yok) | http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş Yorum yaz

Mesafeler Engel Olmaz

22/2/2009 | Kategori : Ask-Sevgi











Kalıcı Bağlantı | Yorum (yok) | http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş Yorum yaz

Yürürüm Sensizliğe

22/2/2009 | Kategori : Ask-Sevgi

Geride kaldi hersey
Sevincler icinde ucu$an iki melekten ne kaldi geride bak..
Kirildi kanatlarim düstügüm en derin Hasret- kuyu´´sundayim..



Derin Duygulara kapilan Gönül
körlesen Gercekler icinde Yalanlarini bile seven bu Gönül…
simdi darmadagin perisan….inanmiyormusun..
seni öyle bir sevmiski bu yürek
nefretlerim icinde bile cicekler büyütmeyi basarmis
sensizlik icinde senli Anilara gülümsemi$...
Bütün bu Duygulara inad



Sensizligi iceren ihtimallerle cerceveli bo$ resimlerle ..
Ne dudaklarindan süzülecek bir harf´inle ne yoluma cikacak bal gözlerinle..
Kucak dolusu sensizligimle yürürüm…
Her bir adimim sensizligin dikenine batar acirim derinden..



Hala yürürüm
Bogazimdaki suküt önümde duran yola senden bahsetmeme imkan vermez
öyle kaybolursun icimde…
Artik bende kendimi beni yolumda görenler gibi görürüm.. bom-bo$ !!



Gelenler Göcenler birgün ... yanimdan gecerler..!
Ve ben hala yürürüm..

adim adim..

Onlarin tek bilmedikleri…
ve senin bile tanimadigin!


Kaynak:ForumEl.BiZ

Kalıcı Bağlantı | Yorum (yok) | http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş Yorum yaz

Notaları Sana Dair

22/2/2009 | Kategori : Ask-Sevgi

Zalım bir yalnızlık var şimdi bedenimde
Dışarısı hüzün buğulu cam kırıkları
Kekremsi ayrılık acısı bedenimde
Dışarısı özlemsürgün
Tıpkı gözlerin gibiellerin gibi
Yeşil gözlerin gibi uzak ve sürgün





Ve düslerim avuclarimdayken..gördügüm birtek sensin !
.
.
.

Varligimin tek anlami/yoklugun !
Sen'siz büyüdügüm günlerde büyüttüm sen'imi...
Bu yürege sigmayacak kadar Kocamansin artik...
.
.
.
Baktigim hersey/de Sen ol..Senden birseyler olsun istiyorum!
.
Gercege bölersek bizi /gönülü ezen ' sadece mesafeler oluyor...
Hayallerimde ise Kocaman bir biz Hayati avuclarimizin icine almis olabilen!
Seni seninle yasayabilmek... / ...
ögrenmesi vaktimi aldi!Ögrenebilmesi Güctü..
Büyük bi sorumluluktu..
Bi türlü varliginin benimle olmasini kabullenemiyordum..
Cünkü birsey yok'ken zaten gitme ihtimali olmazdi../
Ve bu yüzden O insani kaybetme korkundan yoksun olurdun..
Yani..ben seni sensiz yasamayi kabullenmistim..
Kaybetmemek ugruna..
.
En incelere kadar düsündüm seni/beni...
Sevgimi yollara serptim..Hasretin armaganim!'Gözden uzak olan Gönüldende uzak olur'- derler ya..
Sadece varligini hissetmek (bile) yeterli/mutluluklarin en zirvesine cikabilmek icin!
Dokunmasi bambaska ama ... Hissederek seviyorum seni !
Gözlerimle degil Yüregimle seviyorum seni ...
Ellerimle degil Kalbimle dokunuyorum sana ...
.
.
Gülüslerimin kahramani..Bi tebessümün bin ömre bedel..
Öyle yakisiyorki sana gülüsler/...Benimkileride sana armagan ediyorum!
Sen hep mutlu ol ...
Biliyorum vuslat' yakinlarda...Ve yine biliyorum sabretmesini bilmeli insan..
Sabrediyorum !!
Cok degil..Uzaktsam belki elimi dokunucak gibiyim sana..
Biraz Sabir..Biraz Zaman..
Elbet birgün kavusacagim sana !
Seni seviyorum Gülüs'lerim..
Mutlulugum ..(sun)..





Büyüt beni; gözlerinde ellerinde yeniden ses oldun sözlerime gücün saklı içimde.
Vursunlar.
Ağlamam.
İster bahar ister ayaz.
Yolum seninle.
Duysun dünya karşı dursun düşsün peşime


Kaynak:ForumEl.BiZ

Kalıcı Bağlantı | Yorum (yok) | http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş Yorum yaz

Sevmeye Engel Değil Mesafeler

22/2/2009 | Kategori : Ask-Sevgi


SEVMEYE ENGEL DEĞİL MESAFELER


Günün birinde birisi, karşınıza geçip
'Mesafeler aşkı öldürür' derse buna şiddetle karşı çıkın.
Çünkü aşk, dil, din, ırk ve kilometre tanımaz...
Ayrı şehirlerde, hatta başka ülkelerde de olsanız bile, 'seviyorsanız' bunun bir engel olmadığını
anlarsınız.

Bazen aynı anda telefonlara sarılırsınız, bazen de eş zamanlı mesajlar çekersiniz sevdiğinize.
Bu özel anlara şaşırırsınız ama inanırsınız.

Bunun tek açıklaması seviyorsunuzdur, seviyordur...
Her zamankinden daha fazla hasret anlamı yüklenmiş şarkıları

dinlemeye başlarsınız, özlem dolu şiirler okumaya iter sevginiz sizi.

Hiç umulmadık anlarda gözleriniz dolabilir, ağlamak istersiniz...
Yaşamdaki her güzelliği uzaktaki sevgilinize adamaya başlarsınız.
Artık yağan yağmur daha farklı hislere götürür sizi.
Gördüğünüz gökkuşağının doğu ile batıyı renkleriyle birbirine bağlaması da uzaklardaki sevdanızı
hatırlatır usul usul...
Bazı zamanlar içinize bir ateş düşer...

Sevdiğinizle özlem denizinde yüzerken, ona dokunmak, yüzüne doya doya bakmak istersiniz. İlk uçakla
ya da ilk otobüsle karşısına çıkarsınız.
Elinizdeki çiçekleri ona verdiğiniz an, onun gözündeki mutluluğu görüp aşkın en kutsal ödülünü
alırsınız Her görüşme yürekleri daha da büyütür ve kocaman harflerle 'aşk'ı gönül defterinize
yazarsınız.

Ancak akrep ile yelkovanın yarışı devam eder ve saatlerin her zamankinden daha çabuk tükendiğine
şahit olursunuz sevdiğinizin yanında.


Dönüş yolculuğunda bir sonraki buluşmanın hayalleri sizi sararken
yolların ve dağların sevginize şahit olmasından memnuniyet duyarsınız.
İşte uzaklarda aşkı böyle benzer tekrarlarla yaşarsınız, ayrı şehirlerin inadına...
Ve biri günün birinde karşınıza geçip size 'Mesafeler aşkı öldürür' derse buna şiddetle karşı
çıkarsınız!
Çünkü aşkın dil, din, ırk ve kilometre tanımadığını


Herkese en iyi siz anlatırsınız...


Kaynak:forumel.biz

Kalıcı Bağlantı | Yorum (yok) | http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş Yorum yaz

AciL Vak'a

22/2/2009 | Kategori : Ask-Sevgi


ACİL VAKA

Hastanenin aciline bir gece vakti gelmişti. Sürekli nöbet geçiriyordu. Sakinleştiriciler işe yaramıyordu. Bilinci kapalıydı. Çoğu hasta bu durumda bilincini kaybediyordu. Bi kısmının beyninde kalıcı hasar oluşuyor ve akıl hastanesinde ömrünü geçiriyordu. Bu yeni bir vaka değildi. Buna benzer bir çok hasta gelirdi. Ama bu krizlere tıp henüz bir çare bulamamıştı.

Eroin krizinden daha tehlikeli nöbetlerdi bu krizler. Hasta bilincini kaybediyor acı çekiyor ve bilinçsizce hareket ediyordu. Kendine ve çevresine zarar veriyordu. Böyle durumlarda hasta yatağa bağlanmalıydı. Yada bir odaya kapatılmalıydı. Çünkü çevresine zarar verebiliyordu.

Hastalık bulaşıcıydı. Ama hastadan bulaşmıyordu. Henüz nasıl bulaştığıda çözülemiyordu. Bilinen tek şey haykırışlar ve büyük acılar eşliğinde yaşanan ve çaresi olmayan bu krizlerdi. Eroin krizinden daha tehlikeliydi. İnsan vücuduna ne zaman ve nasıl giriyor nasıl besleniyor ve bu kadar tahribata nasıl sebep oluyor bilinmiyordu. İşe yarar tek ilaç zamandı. Hastanın acıya alışmasını beklemek ve hastalığın kendiliğinden iyileşmesini umut etmekti. İlaçlar fayda etmiyordu.

Krizden kurtulanlar yaşadıkları krizi şöyle tanımlıyordu. “Bir kaybediş”. “Bir komutanın savunmasını yaptığı kalenin düşmesi”. “Damarlarına yerleştirilen dikenli tellerin yavaş yavaş çekilmesi”.” Şeytanın kontrolü ele geçirmesi.”” Bir vazgeçiş”. “Acı çok büyük acı”. “İnançlarının yaptığı kulenin çökmesi ve yüreğinin altında ezilmesi”.” İntikamın bir ateş gibi damarlarında gezmesi”.” Yangın. İçinde söndüremediğin büyük bir yangın”. Bir çok hastanın kriz tanımı bu ifadelerde toplanıyordu.

Aslında hastalık vicuda bulaştığında kişiye zarar vermiyor aksine dünyayı toz pembe görmesini mutlu olmasını sağlıyordu. Tüm sorun hastalığın vücudu terketmeye başlamasıyla ortaya çıkıyordu. İşte acı, o dayanılmaz acı o zaman başlıyordu. Kişinin hücrelerine kadar işleyen bu illet çıkarken inanılmaz acı veriyordu.

Bütün bunları bu hastalığa yakalandığımda öğrendim. O krizlerden kurtulmaya çalıştığımda bana yardım etmeye çalışanlara sormuştum bu hastalık nedir diye .. bana ne oluyor.
Hastalığın adı AŞK dediler. Vücudunu terkediyor….

Yazan Yöneten Ve Oynayan: Gökhan ALTİNTop

Kaynak:forumel.biz

Kalıcı Bağlantı | Yorum (yok) | http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş Yorum yaz

Hayatın En Sebepli Sen Sonucu ! ! !

22/2/2009 | Kategori : Ask-Sevgi

Benim yokluğunla her saniye yeniden öldüğüm tüm o zamanlara inat ...

Canımın lime lime acıdığı,içimin erdiği,kalbimin paramparça olduğu o hain gecelere inat ...

Uyanmanın umutsuzluğa mahkum olduğu o ışıksız sabahlara inat ...

Çok güçlü gibi görünmeye çalışıpta kendime yenildiğim tüm o içsel savaşlara inat ...

"""Ben sana mecburum,bilemezsin...

Yüreğimi seninle ısıtıyorum! """diye diye sıcacık olduğuma inandıran o alçak sahteliğe inat ...

Gözlerin gözlerimin en içine değince evrenin en parlak yıldızına sahip olmanın verdiği o eşsiz huzura kocaman açıpta kollarımı sarıldığımı sandığım ve....

Güven diye bildiğimin aslında hiçliği kabullenmiş olduğumu farketmenin acıların en acıtanı olduğunu tamda alnından vurmanın zorbalığına inat ...

Yok oldum,artık bir ben yok diye attığım tüm sesiz çığlıklara inat ...

Kutlu mu olacak sanıyorsun doğduğun gün!

Hep mutlu geçsin ömrün mü olacak sanıyorsun dileğim!

-Gerçekten sevmenin- en çıkarsız bulunma hali olduğunu biliyor yüreğim ..

Ama canımın nasıl acıdığını da biliyorum ben!

Acının en içine dahil olmanın o çirkin tadınıda!

Senin doğduğun gün...

Benim bu varla yok arası soyut varlığımın nedeni !

Tek bir dileğim var benim seninle ilgili ..

Gerçek olacağından emin olduğum üstelik!

Tüm bunların içini sızlatacağı

Yaşattığın her sahteliğin soğukluğunu hep yüreğinin en derininde hissedeceğin

Seni artık gerçekten sevmediğimi bilmenin -hayatının en sen sebepli sonucu-olduğunu yaşadığın
Nice yıllar olsun payına düşen!!
Hakettiğin şekilde bir ömür boyu ...


Kaynak:forumel.biz

Kalıcı Bağlantı | Yorum (yok) | http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFacebook'ta Paylaş Yorum yaz

Other
Google bot last visit powered by Gbotvisit.com Msn bot last visit powered by  Bots Visit
Pagerank
domain ="